Aday adaylığı: Yüksek ücretler Anayasa’ya aykırı

Türkiye seçim startını verdi ve anayasanın verdiği seçme hakkını kullanmak üzere 14 Mayıs’ta sandığa gidecek.
Bu süreçte ülke yönetiminde söz sahibi olmak isteyenler de adaylık başvurularını hızla tamamlamaya çalışıyor.

Anayasa’nın 67. Maddesi’ne göre kanunda gösterilen şartlara uygun olarak herkes seçme, seçilme ve bağımsız olarak veya bir siyasi parti içinde siyasi faaliyette bulunma ve halkoylamasına katılma hakkına sahip.

28. Dönem Milletvekili Genel Seçimleri için siyasi partilerin milletvekili aday adayı olmak isteyenler için belirlediği ücretlerin ise anayasanın seçilme hakkına aykırı olup olmadığı sorusunu akıllara getirdi?

ADAYLIK ÜCRETLERİ NE KADAR?

AK Parti’de adaylık başvurusu için erkek adaylardan 20 bin lira, kadın ve genç adaylardan 10 bin lira, engellilerden ise 5 bin lira talep ediliyor.

22 Mart’a kadar uzatılan CHP milletvekilliği adaylığı için erkekler 30 bin lira, kadın ve engelliler ise 15 bin lira ödeme yapmak zorunda. Depremlerden etkilenen Malatya, Osmaniye, Maraş, Antep, Adıyaman ve Hatay’da başvuru yapacak aday adaylarından ücret alınmayacak.

İYİ Parti, milletvekili aday adayı başvuru ücreti kadın ve erkeklerde 7 bin 500 lira olarak belirlendi. Engeli ve gazilerden ise ücret alınmayacak.

Saadet Partisi, erkekler için 15 bin lira, kadın ve gençler için 10 bin lira, engelli vatandaşlar için 5 bin lira başvuru ücreti belirledi. Deprem Bölgesindeki iller için aday adaylığı katkı payı alınmayacak.

HDP’de adaylık başvuru ücreti 15 bin lira olurken, kadın ve engelliler için pozitif ayrımcılık uygulanması bekleniyor.

Türkiye İşçi Partisi, milletvekili adaylarından parti için herhangi bir maddi katkı istemiyor ancak adaylık başvurusunda deprem bölgelerinde yaşayan yurttaşlar için en az bir gıda ve bir hijyen kolisi hazırlanıp iletilmesi şartı konuldu.

MHP’de, başvuru aidatı olarak 3 bin lira belirlendi. Aday adaylarından yüzde 40 ve üstü engelli olanlardan başvuru aidatı alınmayacak.

Yüksek Seçim Kurulu (YSK), bağımsız milletvekili adayı olmak isteyenler için miktarın 55 bin 598 lira olduğunu, seçmenler tarafından aday gösterilmek istenen cumhurbaşkanı adaylarının ise yatırması gereken miktarın 555 bin 980 lira olduğu açıkladı.

‘YÜKSEK ÜCRETLER ANAYASAYA AYKIRI’

Peki istenilen ücretler anayasaya aykırılık teşkil ediyor mu? Hukukçular ne diyor?

Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Anayasa Hukuku Anabilim Dalı’ndan Doç. Dr. Tolga Şirin, ‘Yüksek ücretler Anayasa’ya aykırıdır’ ifadelerini kullandı.

Şirin şunları söyledi:

“Bu sorunun kategorik bir yanıtı yoktur. Böylesi ücretler koymak, ciddiyetsiz adayları caydırmak, seçimlere katılanların sorumluluğunu artırmak ve kamusal kaynakların makul olmayan şekilde harcanmasını önlemek için meşru sayılabilir. Fakat bir tedbirin meşru olması o tedbirin ölçüsüzce uygulanabileceği anlamına gelmez. Seçme ve seçilme hakkının özünü zedeleyecek denli yüksek ücretler tabii ki Anayasa’ya aykırıdır. Fakat böylesi bir aşırılığa ulaşmayan başvuru ücretleri seçme ve seçilme hakkını ihlal etmez. Bu konu vakti zamanında İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’nin önüne gelmişti. Mahkeme, Ukrayna ve Rusya’ya karşı yapılan başvurularda makul başvuru ücretlerini Sözleşme’ye aykırı saymamıştı.”

‘ASGARİ ÜCRETLİNİN BU ÜCRETLERİ ÖDEYİP ÖDEYEMECEĞİ TARTIŞAMALIDIR’

Av. Salih Göktuğ Çolak, seçilme hakkının Anayasa’da güvence altına alınmış tabii bir hak olduğunu hatırlatarak, gerekli şartları sağlayan herkesin dilediği siyasi partide milletvekili adayı olabileceğini söylüyor.

Çolak, ‘’Siyasi partilerin milletvekili adaylıkları için ücret talep etmeleri Anayasa’ya aykırı değildir ancak demokratik anlamda tartışmaya mahal verebilir. Nitekim siyasi partilerin mali kaynakları sınırlıdır. Bu noktada siyasi partilere de hak vermek gerekir. Sonuçta siyasi partiler kendi politikaları, seçim ve reklam faaliyetleri doğrultusunda milletvekili adaylarına birtakım avantajlar sağlamaktadır. Siyasi parti milletvekili adaylık ücretleri de değişiklik göstermektedir. Siyasi partilerin pek çoğu engelli, gazi ve afet bölgesindeki adaylar için ücret talep etmemektedir. Aday dilediği siyasi partiyi tercih edebilir. Ayrıca siyasi partilerin başvuru ücretlerinin makul bir seviyede talep etmesi, adayın kararlılığı noktasında da belirleyici olacaktır. Siyasi partiler açısından da sempatik görünmeyen bu talep sınırlı gelir kaynakları gözetildiğinde doğal karşılanabilir’’ dedi.

Her gelir kesiminden insanın zorlanmadan ödeyebileceği makul bir adaylık ücreti olması gerektiğinin altını çizen Çolak, ‘’Asgari ücret alan bir kimsenin ortalama 30 bin lirayı bulan bir ücreti ödeyip ödeyemeyeceği tartışılır’’ ifadelerini kullandı.

‘ÜCRETLER, DEZAVANTAJLI GRUPLARIN TEMSİLİYETİ AÇISINDAN PROBLEM YARATABİLİR’

Av. Aslı Kazan da “Belirtilen durum Anayasaya aykırılık olarak değerlendirilemez” dedi ve şunları ifade etti:

“Zira netice olarak Anayasa’daki şartları taşıyan herkes milletvekili adayı olabilir. Bir partinin göstereceği adaylara ilişkin şartlar öngörmesi bu hakkın özüne bir müdahale olarak değerlendirilemez. Durumun Anayasa’ya aykırı olmaması uygulamanın doğru olduğu anlamına da gelmez. Bir partinin izlediği yöntem demokrasiyle olana ilişkisini gösterir. Zira özelikle siyasete dezavantajlı grupların temsiliyeti açısından belirlenen ücret problem yaratabilir. Özelikle azınlık grupları, kadınlar, gençler ve engelli bireyler açısından bir bedel talep edilmemelidir.”

‘SORUN, PARASI OLANLARIN SİYASET YAPMA İMKANI BULABİLMESİ’

Av. Özgür Urfa, siyasi partilerin milletvekili aday adaylarının kriterlerini ve usullerini kendisinin belirlemesinin genel anlamıyla hatalı bir yaklaşım olmadığını söylüyor. ‘’Milletvekilliği, bir siyasi partinin görünen yüzü olma, temsiliyeti üstlenme ve parti adına topluma seslenme misyonları sebebiyle elbette ilgili partinin siyasi yaklaşımları, söylemi ve programıyla uyumlu kişilerden seçilmesi işin doğası gereği’’ ifadelerini kullanan Urfa, ortada politik bir sorun olduğuna vurgu yapıyor.

Urfa, ‘’Buradaki sorunlu alan partilerin aday kriterlerini kendilerinin belirlemesi değil ülke siyasetinde sadece parası olanların siyaset yapma imkanı bulabilmesi. Meselenin özü ise yurttaşların seçilme haklarının yasal olarak ‘engellenmesi’ değil ülkedeki emekçilerin siyaset alanından uzak tutulması. Ortada hukuki anlamda olmasa bile politik bir sorun olduğu tartışmasız’’ ifadelerini kullandı.

Urfa sözlerine şu şekilde devam etti:

‘’Partilerin, yurttaşları ‘seçmene’ indirgeyen ve seçimden seçime sadece oy veren bir nesneleştirme yaklaşımı söz konusu. Oysa ki olması gereken her bir yurttaşı siyasetin nesnesi değil öznesi haline getirebilmek. Bu çerçevede katılımcılığın artırılmasına ilişkin kanalların çoğaltılması, örgütlenmeye dair engellerin kaldırılması ve elbette başta Siyasi Partiler Kanunu olmak üzere tüm seçim kanunlarının demokratik ve katılımcı bir içerikle yenilenmesi gerekmekte.

Söz konusu antidemokratik yasalar değişene kadar ise hem partilere hem de yurttaşlara da çeşitli görevler düşmekte. Milletvekilliği aday adaylığının paralı olması konusunda tersinden bir örnek olarak Türkiye İşçi Partisi (TİP) geçtiğimiz hafta milletvekili aday adaylığı için başvuracak yurttaşlardan herhangi bir ücret almayacağını, sadece depremzedelere gönderilmek üzere ‘bir gıda ve bir hijyen kolisi getirmeleri’ şartı koydu. Bu ve benzeri örnekleri artırarak alışılagelmiş siyasal yaklaşımları değiştirmek önümüzdeki önemli görevlerden. Yurttaşlara düşen ise siyasi tercihlerini yaparken bu yaklaşımları göz önünde bulundurmaları ve yılların getirdiği alışkanlıklarla değil, toplumsal ihtiyaçları ve talepleri dillendiren siyasi özneleri güçlendirmeleri olmalı’’.

‘MAKUL ÜCRETLER SEÇİLME HAKKINI İHLAL ETMEZ’

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Ana Bilim Dalı’ndan Dr. Volkan Aslan makul ücretlerin seçilme hakkını ihlal etmeyeceğini söylüyor:

“Seçimlerde adaylık için belli tutarda ücretlerin ödenmesinin zorunlu tutulması, ücretlerin makul bir seviyede tutulması halinde seçilme hakkını ihlal etmez. Zira söz konusu ücretlerin alınmasının arkasındaki temel amaç ‘ciddiyetsiz adaylıkların’ önüne geçmektir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de Ukrayna’da milletvekili adayı olabilmek için ödenmesi gereken ücreti ödemediğinden aday olamayan kişinin yapmış olduğu bir başvuruda, milletvekili seçimlerinde adaylardan talep edilen ücretin “kararlı bir aday için aşılmaz bir idari ve mali bir engel teşkil edecek ölçüde” olmaması durumunda ücret talep edilmesinin seçilme hakkını ihlal etmeyeceğine hükmetmiştir (Sukhovetskyy v. Ukrayna Kararı). Şu an için ülkemizde talep edilen ücretlerin tutarına bakıldığında benzer bir sonucun ülkemiz için geçerli olması gerektiğini düşünüyorum.”

Milletvekilliği için belirlenen ücretlerin makul olup olmadığı sorusu ise hala güncelliğini koruyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir